Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam

BALIKESİR KADIN PLATFORMU'NDAN MAHSA'YA DESTEK

GÜNDEM 06.10.2022 - 17:20, Güncelleme: 07.10.2022 - 11:32 1817+ kez okundu.
 

BALIKESİR KADIN PLATFORMU'NDAN MAHSA'YA DESTEK

BALIKESİR ALİ HİKMET PAŞA MEYDANI'NDA YAPILAN KADIN PLATFORMU'NDA KADINA GÖSTERİLEN ŞİDDETİN SESİ OLDULAR!VAZGEÇMEDİK GEÇMEYECEĞİZ...!

 MAHSA' NIN KATİLİ DİNCİ FAŞİST MOLLA REJİMİDİR! MAHSA’NIN KATİLİ ERKEK EGEMEN SİSTEMİDİR! İran’ın başkenti Tahran’da 13 Eylül’de ‘ahlak polisi’ olarak bilinen îrşad devriyeleri tarafından 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin başörtüsü kurallarına uymadığı iddiasıyla gözaltına alınıp işkence sonucu 16 Eylül tarihinde hayatını kaybetmesi ile İranlı ve diğer ülkelerdeki kadınlar protesto etmek için sokaklara çıktı. İran’daki protestoların üçüncü haftasında Mahsa Amini’nin ölümünü protesto ederken binlerce kişi gözaltına alındı, hayatını kaybeden 16 yaşındaki Nika Şekarami ve 21 Eylül’de Tahran yakınlarındaki bir gösteride vurularak ölen 22 yaşındaki Hadis Necefi'nin cansız bedeninin de ailesine teslim edilmemesi ise öfkeyi büyüttü.. Kadınlar toplu halde başörtülerini çıkarıp ateşe vererek, saçlarını keserek, mücadelelerini yeni bir boyuta taşıyor. Kadınlar öncülüğünde başlayan direniş zamanla gerici molla rejimi karşıtı gösterilere dönüştü, üniversiteler, sendikalar greve başladı. Birçok şehirde halk sokaklara çıktı. Zen, Zendegi, Azadı sloganıyla büyüyen protestolarda, gösterilerin daha fazla yayılmasını engellemek ve güvenlik birimlerinin müdahalesini gizlemek amacıyla internet ve sosyal ağlara erişim kısıtlandı, gazeteciler tutuklandı, ölü sayısının 100’ün üzerinde olduğu, onlarca yaralı ve binlerce gözaltı ve tutuklu olduğu biliniyor Uluslararası Af örgütü 20 kentte protestoculara gerçek merm sıkıldığına dair kanıt olduğunu açıkladı. İran’da Mahsa, Hadis, Türkiye’de sadece eylül ayında yaşamdan koparılan; Necla Aydoğdu, Sevda Evli, Sunay Aslankaya, Dilek Karaman, Dilek Çamur, Ayşe Kılıç, Damla Çubukçu, Zeliha Durmuş, Havva Dursun, Kiraz Büyüksaraç, Yadigar Işık, Döne Türkmen, Havva Sayan, ve yıllardır nice kadını yaşamdan koparan, gerici ve kadın düşmanı erkek devlet politikalarıdır! İran’da 1979’dan bu yana kadınlara, devletin anti demokratik yapısını ve erkek egemenliğinin gücünü temsil eden başörtüsü dayatılıyor. İranlı kadınlar 43 yıldır faşist molla rejiminin sözde "ahlak polisleri" tarafından, taciz ediliyor, şiddete maruz kalıyor, tutuklanıyor, idama mahkûm ediliyor. Geçtiğimiz günlerde LGBTİ+ aktivisti olan Zahra Seddighi ve Elham Choobdar "yeryüzünde fitne çıkarma" iddiasıyla idama mahkûm edildi. Türkiye’de de kadınlara, farklılıklara düşman hukukuyla yaklaşımın sonucu açığa çıkan tablonun aslında İran’dan hiç de farklı olmadığını görüyoruz. Sayısı her gün artarak katliama dönüşen kadın cinayetleri, bin bir emekle elde edilen kazanımlarına sahip çıkmak için direnen kadınlara yöneltilen polis şiddeti, gözaltı ve tutuklamalar, cezaevlerindeki kadınlara işkenceye varan uygulamalar, kadın katillerine uygulanan haksız tahrik indirimleri, kadınları şiddet dolu aile içine hapseden politikalar, İstanbul Sözleşmesi’nin bir gece yarısı feshi, nafaka hakkının gaspı, yasaklanan konserler, LGBTklara yönelik devlet desteğiyle örgütlenen nefret eylemleriy açığa çıkan tablo, aslında İran'daki molla rejiminin Türkiye deki yansımalarıdır. Erkek şiddetine, kadın cinayetlerine karşı direnen kadınlara, demokratik hak ve özgürlükleri için mücadele eden işçilere, emekçilere, gençlere, sokakları yasaklayıp; şeriat propagandası, ırkçılık ve nefret söylemiyle sokağa çıkanları adeta kırmızı halılarla karşılaması iktidarın niyetini ortaya koymaktadır. Biz kadınlar, coğrafyalara göre biçim değiştirse de şiddetin aynı sistemden beslendiğinin farkındayız. Sınırları aşan dayanışmamızın gücü de buradan geliyor. Tarihsel süreç içerisinde kadınların özgürlük ve yaşam hakkı mücadelesine yönelik tüm faşist rejimlerin baskı ve zor yöntemleriyle yaptıkları müdahaleler karşısında dayanışmamızı sınırları aşarak büyüttük, büyütmeye de devam edeceğiz. Iranlı kadınların, başörtüsü dayatması başta olmak üzere, “şeriat kuralları” adı altında yaşamlarına müdahale eden erkek egemenliğine karşı yürüttüğü mücadele, bugün dünyanın her yerinde kadın düşmanı faşist rejimlere karşı yürütülen mücadelelerin sembolü haline geldi. Kadınlara fiili ya da fiziki ölüm dışında başka bir seçenek sunmayan erkek egemen sisteme karşı bu kez İran’dan yükselip tüm dünyaya yayılan Kadın-Yaşam-Özgüriük sesleri umutları büyütmeye devam ediyor. Bizler yani Balıkesir Kadın Platformunu oluşturan kadınlar olarak Türkiye’den İranlı kadınların sesini yükseltiyoruz. Mahsa Amini’nin katili Iran Molla rejimidir. Mahsa’nın katili erkek egemen sistemdir Mahsanın ve İranlı kadınlaın mücadelesi hepimizin mücadelesidir.Kadın mücadelesi sınır tanımaz! 
BALIKESİR ALİ HİKMET PAŞA MEYDANI'NDA YAPILAN KADIN PLATFORMU'NDA KADINA GÖSTERİLEN ŞİDDETİN SESİ OLDULAR!VAZGEÇMEDİK GEÇMEYECEĞİZ...!

 MAHSA' NIN KATİLİ DİNCİ FAŞİST MOLLA REJİMİDİR! MAHSA’NIN KATİLİ ERKEK EGEMEN SİSTEMİDİR!
İran’ın başkenti Tahran’da 13 Eylül’de ‘ahlak polisi’ olarak bilinen îrşad devriyeleri tarafından 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin başörtüsü kurallarına uymadığı iddiasıyla gözaltına alınıp işkence sonucu 16 Eylül tarihinde hayatını kaybetmesi ile İranlı ve diğer ülkelerdeki kadınlar protesto etmek için sokaklara çıktı. İran’daki protestoların üçüncü haftasında Mahsa Amini’nin ölümünü protesto ederken binlerce kişi gözaltına alındı, hayatını kaybeden 16 yaşındaki Nika Şekarami ve 21 Eylül’de Tahran yakınlarındaki bir gösteride vurularak ölen 22 yaşındaki Hadis Necefi'nin cansız bedeninin de ailesine teslim edilmemesi ise öfkeyi büyüttü..
Kadınlar toplu halde başörtülerini çıkarıp ateşe vererek, saçlarını keserek, mücadelelerini yeni bir boyuta taşıyor. Kadınlar öncülüğünde başlayan direniş zamanla gerici molla rejimi karşıtı gösterilere dönüştü, üniversiteler, sendikalar greve başladı. Birçok şehirde halk sokaklara çıktı.
Zen, Zendegi, Azadı sloganıyla büyüyen protestolarda, gösterilerin daha fazla yayılmasını engellemek ve güvenlik birimlerinin müdahalesini gizlemek amacıyla internet ve sosyal ağlara erişim kısıtlandı, gazeteciler tutuklandı, ölü sayısının 100’ün üzerinde olduğu, onlarca yaralı ve binlerce gözaltı ve tutuklu olduğu biliniyor Uluslararası Af örgütü 20 kentte protestoculara gerçek merm sıkıldığına dair kanıt olduğunu açıkladı.
İran’da Mahsa, Hadis, Türkiye’de sadece eylül ayında yaşamdan koparılan; Necla Aydoğdu, Sevda Evli, Sunay Aslankaya, Dilek Karaman, Dilek Çamur, Ayşe Kılıç, Damla Çubukçu, Zeliha Durmuş, Havva Dursun, Kiraz Büyüksaraç, Yadigar Işık, Döne Türkmen, Havva Sayan, ve yıllardır nice kadını yaşamdan koparan, gerici ve kadın düşmanı erkek devlet politikalarıdır!


İran’da 1979’dan bu yana kadınlara, devletin anti demokratik yapısını ve erkek egemenliğinin gücünü temsil eden başörtüsü dayatılıyor. İranlı kadınlar 43 yıldır faşist molla rejiminin sözde "ahlak polisleri" tarafından, taciz ediliyor, şiddete maruz kalıyor, tutuklanıyor, idama mahkûm ediliyor. Geçtiğimiz günlerde LGBTİ+ aktivisti olan Zahra Seddighi ve Elham Choobdar "yeryüzünde fitne çıkarma" iddiasıyla idama mahkûm edildi.
Türkiye’de de kadınlara, farklılıklara düşman hukukuyla yaklaşımın sonucu açığa çıkan tablonun aslında İran’dan hiç de farklı olmadığını görüyoruz.
Sayısı her gün artarak katliama dönüşen kadın cinayetleri, bin bir emekle elde edilen kazanımlarına sahip çıkmak için direnen kadınlara yöneltilen polis şiddeti, gözaltı ve tutuklamalar, cezaevlerindeki kadınlara işkenceye varan uygulamalar, kadın katillerine uygulanan haksız tahrik indirimleri, kadınları şiddet dolu aile içine hapseden politikalar, İstanbul Sözleşmesi’nin bir gece yarısı feshi, nafaka hakkının gaspı, yasaklanan konserler, LGBTklara yönelik devlet desteğiyle örgütlenen nefret eylemleriy açığa çıkan tablo, aslında İran'daki molla rejiminin Türkiye deki yansımalarıdır.
Erkek şiddetine, kadın cinayetlerine karşı direnen kadınlara, demokratik hak ve özgürlükleri için mücadele eden işçilere, emekçilere, gençlere, sokakları yasaklayıp; şeriat propagandası, ırkçılık ve nefret söylemiyle sokağa çıkanları adeta kırmızı halılarla karşılaması iktidarın niyetini ortaya koymaktadır.
Biz kadınlar, coğrafyalara göre biçim değiştirse de şiddetin aynı sistemden beslendiğinin farkındayız. Sınırları aşan dayanışmamızın gücü de buradan geliyor. Tarihsel süreç içerisinde kadınların özgürlük ve yaşam hakkı mücadelesine yönelik tüm faşist rejimlerin baskı ve zor yöntemleriyle yaptıkları müdahaleler karşısında dayanışmamızı sınırları aşarak büyüttük, büyütmeye de devam edeceğiz.
Iranlı kadınların, başörtüsü dayatması başta olmak üzere, “şeriat kuralları” adı altında yaşamlarına müdahale eden erkek egemenliğine karşı yürüttüğü mücadele, bugün dünyanın her yerinde kadın düşmanı faşist rejimlere karşı yürütülen mücadelelerin sembolü haline geldi. Kadınlara fiili ya da fiziki ölüm dışında başka bir seçenek sunmayan erkek egemen sisteme karşı bu kez İran’dan yükselip tüm dünyaya yayılan Kadın-Yaşam-Özgüriük sesleri umutları büyütmeye devam ediyor. Bizler yani Balıkesir Kadın Platformunu oluşturan kadınlar olarak Türkiye’den İranlı kadınların sesini yükseltiyoruz. Mahsa Amini’nin katili Iran Molla rejimidir. Mahsa’nın katili erkek egemen sistemdir Mahsanın ve İranlı kadınlaın mücadelesi hepimizin mücadelesidir.Kadın mücadelesi sınır tanımaz! 

Balıkesir HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve balikesirtv.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.